Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan önemli açıklamalar: Sorunlu fonları karantinaya aldık...

Fon soruşturmasıyla ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ne olağan tasfiyede, ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan önemli açıklamalar: Sorunlu fonları karantinaya aldık...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan önemli açıklamalar: Sorunlu fonları karantinaya aldık...

Fon soruşturmasıyla ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ne olağan tasfiyede, ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yılmaz, "Piyasalarımızda yapısal bir sorun yok" dedi.

Yılmaz, "Ne olağan tasfiyede, ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil" dedi.

Yılmaz, ayrıca "Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu, önemli kararlar alındı. Devlet Denetleme Kurulu görevlendirildi. Toplamda 15 civarı denetmenle, müfettişle DDK çok yönlü olarak çalışmasını sahada başlatmış durumda" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel ve partisinin sürece dair çarpıtmalarına tepki gösteren Yılmaz, "Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa, kim olursa olsun gereği yapılır. AK Parti'nin anlayışı budur. Biz başkaları gibi bir şeylerin üstünü örtmeyiz. Ana muhalefet partisi yerel yönetimlerde iyi bir imtihan veremedi" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan önemli açıklamalar: Sorunlu fonları karantinaya aldık...

Yılmaz'ın açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

Şimdi bir defa mecliste de biliyorsunuz genel kurulu bilgilendiren bir konuşma yaptım geçtiğimiz hafta ve kapsamlı bir şekilde aslında bu süreci özetlemeye çalıştım. Burada kamunun attığı adımlar var son bir yıl içinde yaptığı çalışmalar var.

En son bir fon rehberi diyoruz. SPK tarafından yayınlanan bir fon rehberi var. Bu fon rehberiyle birlikte SPK'nın yayınladığı bu rehberle birlikte yeni kurallar yeni kaideler geldi. Şeffaflık arttırıldı. Çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar kondu. Bu çok olumlu bir adım aslında. Yani bu şartlara uyan fonlar için, uyan finansal enstrümanlar için çok olumlu bir adım.

"SORUNLU FONLARI KARANTİNAYA ALDIK"

Bu kurallarla birlikte sorumlu olan yapılar da açığa çıkmış oldu. Sorumlu olan fonlar da açığa çıkmış oldular ve buralarda bir sıkıntı yaşandı. Bunlara karşı da hızlı bir şekilde yine bir tedbir alındı. Burada yaşanan fon piyasasının belli bir alanında yaşanan bu hadisenin genele sirayet etmemesi, genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildi.

Bir anlamda bir karantina alındı. Sorumlu fonlar. Bunu şuna benzetebiliriz Serdar Bey. Vücutta bir hastalıklı bir yapı ya işte ne diyelim bir sorumlu yapı var. Bunu vücuttan almak istiyorsunuz ama vücuda da zarar vermeden bunu başarmanız önemli. Dolayısıyla bunlar karantinaya alındı. Yeni şirkete ve bunun altındaki 131 fona tedbir getirilmiş oldu. Tasfiye kararı alınmış oldu.

"YATIRIMCILARIN HAKKINI GÖZETECEĞİZ"

Ondan sonraki süreçte de adli mekanizmalar devreye girdi. Adli mekanizmalarla bu işin bu sorunlu hale gelmesinde bu süreçte rolü olan birçok yatırımcının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verenler hakkında biliyorsunuz çok etkili bir şekilde adli mekanizmalar işlemeye başladı. Şu anda birçok kişi ya tutuklu ya gözaltında ya soruşturma aşamasında ifadesi alınan birçok insan var.

Dolayısıyla bir adli süreç başlamış durumda ve yürüyor. Mal varlıklarına tedbir konmuş durumda, yurt dışı yasakları getirilmiş durumda. Yani öyle bu ana sorumlulara baktığınız zaman yurt dışına kaçan giden pek fazla bir isim hatırlamıyorum ben doğrusu. Şirketlerin sahipleri adli mekanizmada zaten işlem görüyor. Bağlantılı bir takım yapılarla ilgili yine adli mekanizmalar işliyor. İşte çok yüksek fahiş getiriler elde etmiş veya hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde etmiş kişilerle ilgili yine önemli soruşturmalar, incelemeler devam ediyor.

"CUMHURBAŞKANIMIZ FON MESELESİNDE ÇOK HASSAS"

İdari tarafta SPK, BDDK çeşitli kararlar verdi bu dönemde. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanımız başından itibaren bu sürece çok hassas bir şekilde yaklaştı ve hükümetimiz de bu süreci başından beri çok yakın bir şekilde takibe aldı. En son biliyorsunuz bir fon koordinasyon kurulu oluşturdu Sayın Cumhurbaşkanımız. Benim başkanlığımda Maliye Hazine Bakanlığımızın, Adalet Bakanlığımızın ve ilgili tüm otoritelerin olduğu bir kurul. Bu kurul dört defa toplantı yaptı ve çok önemli prensip kararları aldı. Diğer taraftan Devlet Denetleme Kurulu'nu yine Cumhurbaşkanımız görevlendirdi. Cumhurbaşkanlığımıza bağlı bir yapı ve çok geniş yetkileri olan bir denetleme kurumumuz.

Kurumlar ve kurumların içindeki yetkili kişiler, karar alıcılar incelenmeye başladı. Hem de çok yoğun bir şekilde başladı. Devlet Denetleme Kurumu, ilgili kurumlar bunları inceliyor.

Kurumlar şu anda toplamda 15 civarında bir denetmenle müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yoğun bir şekilde bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda.

Bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak. İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak. Devlet Denetleme Kurulu çok yoğun bir şekilde sahada çalışıyor. Tabii bu doğrudan görevlendirdiği kişiler.

Bir de Devlet Denetleme Kurumu'nun tüm kurumların uzmanlarından istifade etme imkanı da var. Dolayısıyla bu geniş imkanlarla çok güçlü bir şekilde bu süreci idari yönden Devlet Denetleme Kurulumuz da denetliyor.

FON MAĞDURLARINA ÖDEMELER NASIL YAPILIYOR?

Tasfiyelerde kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Çünkü sermaye piyasalarında devletin güvencesi yok. Olağan ve olağanüstü tasfiye sürecinde sistemin kendi içindeki kaynaklar kullanılıyor. Tasfiyelerde esas aldığımız ana para. Net yatırımını alan mağdur sayılmayacak.

"46 BİN KİŞİNİN MAĞDURİYETİ BİTTİ"

Diğer yandan biliyorsunuz bir kanun hazırlandı. Çok hızlı aksiyon alındı gerçekten. Bu olaydan etkilenen 455 binden fazla yatırımcı var bu sorumlu fonlarda.

Toplam baktığınız zaman bu fonlar 131 fon, toplam fonlarımızın 4,6'sını oluşturuyor. Toplam fon portföyümüzün 7,7'sini oluşturuyor Ve tekil kişi olarak baktığınızda 455 binden fazla yatırımcı bu fonlarda. İşte bunların hakkını hukukunu gözetecek şekilde bir kanun teklifi de Fon Koordinasyon Kurulumuzda tartışıldı.

Genel prensipler itibariyle, ana çerçeve itibariyle grubumuzda, Meclis grubumuzda bunu konuştuk. Sayın Abdullah Güler de geçtiğimiz Cuma günü biliyorsunuz bunu açıkladı. Toplumumuzla paylaştı bu yeni kanun teklifini. Burada da şunu öngörüyoruz: Yedi tane şirket ve altında 131 sorumlu fon var. Bunlarla ilgili üç tane şirket olağan tasfiye koşullarını kabul etti ve tasfiye edildi.

8 Ekim itibariyle de bu gerçekleşti. 46 bine yakın vatandaşımızın ödemeleri gerçekleştirildi. Ziraat Bankası bu tarafı yönetiyor. Bu fonlar arasında bir Tera dediğimiz büyük bir fon var, bir de altı tane diğer fon var.

"131 FONUN 17'Sİ DEVREDEN ÇIKTI"

Tera'nın tasfiyesinin yönetimi İş Bankası'nda. Çünkü Tera, İş Bankası'yla çalışmış bu dönemde. Diğer fonların yönetimi Ziraat Bankamızda. Onlar Ziraat Bankası'yla çalışmışlar. Ziraat Bankası'nın tasfiyesini yönettiği üç fon olağan şartlarla tasfiye edildi.

İşte bunların bütün ödemeleri yapılmış oldu yatırımcıların, oradaki hak ve yükümlülükler yerine getirilmiş oldu. 17 fon böylece devreden çıkmış oldu. Yani 131 fonun 17'si devreden çıkmış oldu.

Burada kapalı fon dediğimiz fonlar da var. Her birinin altında. Kapalı fonlarda da olağan tasfiye edilen üç kuruluşta iki bin küsur civarında kişi var. Kapalı fonları da kendi tabiatı içinde, özellikleri içinde tasfiye edecekler.

Dolayısıyla burada aşağı yukarı 46 bin kişinin olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girdiğini söyleyebiliriz. Bu üç şirket, A1 Capital, Bulls ve Pardus. Bu üçü tasfiye edilmiş oldu. Yani onlar artık o yedi şirketten üçü ayrılmış oldu bir kenara. Dört şirket kaldı.

Asıl büyük tabii fon Tera. En büyük fon Tera. Diğer taraftan işte biliyorsunuz Pusula, Hedef ve Atlas var. Atlas'la ilgili de şu anda müzakereler devam ediyor. Atlas'la ilgili de olağan tasfiye mümkün. Bunu bu hafta herhalde görmüş oluruz. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor, müzakereler yapılıyor.

Atlas da devreye girerse, olağan tasfiyeye tabi olursa ortada 58 bin civarında vatandaşımız var. Bu işten olumsuz etkilenen yatırımcı var diyelim. Bunlarla ilgili de olağan tasfiye uygulanmış olacak. Bunu bugün yarın bu hafta içinde herhalde netleşmiş olur diye tahmin ediyorum.

"KAMU KAYNAĞI KULLANILMAYACAK"

Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Yani bu vatandaşımızın kamu kaynağı dediğiniz, hazine dediğiniz milletimizin, vatandaşımızın kaynağı. Dolayısıyla bunları kullanmak söz konusu değil.

Fon piyasalarında, sermaye piyasalarında devletin bir güvencesi yok. Şimdi bankacılık sisteminde var biliyorsunuz. Belli bir miktara kadar bir devlet güvencesi var. Onun içinde TMSF diye bir yapımız var. Orada bir iki kaynak var.

Allah korusun bir sorun çıktığı zaman o devreye giriyor ve tazminatları ödüyor. Burada öyle bir durum söz konusu değil. Bir kamu garantisi söz konusu değil. Mecliste de anlatmıştım ben. Yani bu serbest fonlara giderken profesyonel yatırım ve nitelikli yatırımcı sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşmede hem kazanç hem de kayıp bir anlamda kabul edilmiş oluyor. Dolayısıyla burada bir kamu kaynağı kullanımı söz konusu değil.

Bu üç fonun tasfiyesi de kendi kaynaklarıydı. Olağanüstü fonunu da birazdan belki biraz detayına gireriz. Orada da en önemli prensibimiz kamu kaynağının kullanılmaması. Peki ne kullanılacak kamu kaynağı yoksa diye sorabilirsiniz. Kamu kaynağı kullanılmayacak ama çok büyükte bir paradan bahsediyoruz.

Burada tabii bizim esas aldığımız ana para. Net yatırım tutarı diyoruz buna. Bu net yatırım tutarını iyi çerçevelemek lazım. Yani yatırımcının koyduğu para. Bu olağan tasfiyelerde yatırımcı zaten şeyini alıyor, parasını alıyor. Olağanüstü tasfiye için diyorum ben. Nihayetinde de hiç kimsenin hak ve yükümlülükleri kaybolmuyor. Bu işin en sonunda tabii ki paylarına bağlı olarak yatırımcılar hak ve yükümlülüklere sahipler. Bizim olağanüstü tasfiyede esas aldığımız net yatırım tutarı dediğimiz bir kavram.

Bir örnekle anlatırsam daha iyi olur herhalde. Basit bir, bir sürü farklı örnekleri olabilir ama basitçe şöyle diyeyim. Siz gittiniz diyelim bir fondan şey aldınız, pay aldınız. İşte atıyorum bir milyon lira diyelim. Bugün bir milyon para yatırdınız. Ana paranız bir milyon. Sonra iki milyon da kâr ettiniz diyelim. Arada o iki milyonunuzu çektiniz. Bir milyon kaldı hesabınızda. Bir vesileyle o kârınızı çektiniz diyelim. Bir milyon kaldı. Biz size bu olağanüstü ödemede bir milyona kadar ödeme yapmayacağız. Çünkü siz ana paranızı zaten aldınız. Anlatabiliyor muyum? Net yatırım tutarı üzerinden ana parayı ödeyecek bir sistem kurmuyoruz. Bu kanunumuzdaki şey bu. Teklif bu.

"NET YATIRIMINI GERİ ALANLAR MAĞDUR SAYILMAYACAK"

Bu 450 bin yatırımcı... Yanlış anlaşılmasın, her şey Meclis'in takdirinde. Ben şu anki teklif haliyle anlatıyorum. 450 bin yatırımcıdan zaten kârını tahsil etmiş olanlar... Mağdurlar listesinde yer almayacak. İki kesim yer almayacak. Arada bu net yatırım tutarını alıp çıkanlar, bir de tabii hukuk bürosu işlemler yapanlar. Bu iki kesim bu bir milyona kadar şeyi alamayacak. Hukuk dışı işlemler. Haksız kazanç elde etmiş, işte bu soruşturmalara konu olmuş, kovuşturmalara konu olmuş şahıslar. Onlar tabii ki faydalanmayacak. Artı bir şekilde ana parasını bu süreçte almış net yatırım tutarıyla baktığımızda zaten sistemden ana parasını almış olanlar yine yararlanmayacaklar. Ama bu geçici bir durum, bakın. Bunun altını tekrar çizeyim. Şimdi ana hükümler devam ediyor.

"SORUMLULAR HESAP VERECEK"

Olağanüstü tahsiye dediğimiz şu. Bu kalan şirketlerle ilgili, buradaki yatırımcılarla ilgili, işin özünü söylüyorum. Bir milyon liraya kadar insanların ana parasını ödememize imkân sağlayacak bir sistem. Bu genel yükümlüleri ortadan kaldırmıyor. Genel hükümler yine geçerli. Yani zamanı geldiğinde işte bütün bu kaynaklar toparlandığında kime ne düşecekse yine alacak. Orada bir mahsuplaşma olacak. Yani bu bir milyona kadar almış olanların aldığı miktar nihai hakları ve yükümlülükleri hesaplanırken mahsuplaşmayla oraya hesaba girmiş olacak. Ama biz istiyoruz ki özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var bu kanunda.

Küçük yatırımcılar bir an önce bu kaynaklara kavuşsunlar. Sosyal açıdan bunun önemli olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla büyük bir kitle de burada zaten. O 450 bin dediğimizin çok büyük bir kısmı burada nihai rakamla netleşecektir kısa sürede. Ama ben şuna inanıyorum, bu olağanüstü tahsiyeye ilişkin yatırımlar, kararlar meclisimizden geçerse, gerçekleştirilirse muhtemelen burada konuştuğumuz yatırımcı sayısı 100 binin altına düşmüş olacaktır.

Bu 131 fonla ilgili SPK bir karar aldı ve TMSF bünyesinde her bir fona özel bir hesap açıldı. Çünkü her fonun hukuki durumu farklı. Her fona birebir bakmak durumundasınız. O fona girmiş yatırım yapmış olanlar var. O fonun ilişki biçimleri var. Dolayısıyla bu hesaplar da bir tane hesap değil. Her bir fon için 131 tane hesap açıldı. Bir tane de genel hesap açıldı. O genel hesap da fon bazında değil, hisse senedi bazında.

Hukuk dışı işlem yapanlarla veya haksız kazanç elde eden veya faiz geliri elde edenlerle ilgili bir hesap veya işte mal varlıklarının satışından elde edilecek gelirlerin konacağı bir hesap. O bir de 132. hesap da bu. Yani genel hesap.

Şimdi bir süreç başlamış durumda. Bu kanunumuz çıkarsa bu çok daha sağlıklı bir zemine oturmuş olacak. Gerek işteye bağlı olarak getirip faiz kazançları iade edenler, gerekse bu hukuk dışı işlemler yapmış, haksız kazanç elde etmiş şirketlerin veya kişilerin mal varlıklarının satışından gelecek gelirler bu hesaplarda toplanacak.

Bir fona özel bir gelirse o fonun hesabına girmiş olacak. Değilse genel hesaba gelecek. Genel hesaptan da belli kriterlerle yine bu fonlara bu kaynak dağılmış olacak. Az önce sormuştunuz ya bu kaynak nereden diye. Üç tane kaynağı var. Bu yatırımcılara, olumsuz etkilenmiş yatırımcılara bu kaynakları iade ederken kullanacağımız üç kaynak var. Birincisi bu fonda kalmış varlıklar. Hâlâ içinde işte belli değere dönüştürülebilir varlıklar var. İkincisi bu hesaplara yapılacak iadeler. Üçüncüsü yine sorumlu birçok kişinin mal varlığına tedbir konmuş durumda biliyorsunuz. Şirket, kişi bu süreçte rolü olduğu düşünülen. Dolayısıyla bu yine kanunda TMSF'ye bu olaya özgü olarak çok ciddi yetkiler veriliyor.

TMSF'nin bu konudaki çalışmalarıyla bu varlıkların nakde dönüşmesi, bu varlıkların değerlendirilmesiyle gelecek kaynaklarla. Dolayısıyla bu yatırımcılara verilecek tutarlar bu kaynaklardan finanse edilmiş olacak. Bu temelde bu üç kaynaktan finanse edilmiş olacak. Herhangi bir kamu kaynağı söz konusu olmayacak.

Bu hesaplar açılmış durumda. süreçler başlamış durumda. İşte belli sayıda yatıranlar olduğunu da duyuyoruz ama asıl bundan sonra bu kanunla birlikte bu süreç daha bir hızlanacaktır.

Bakın bu hukuki sorumluluklar hiçbir şekilde genel sorumluluklar ortadan kalkmıyor. Burada iki tür, ne diyelim, durum, iki durum söz konusu. Hukuk dışı işlem, piyasa bozucu faaliyet yürütme durumu var. Bir de fahiş gelir elde etme durumu var. Özellikle fahiş gelirden dolayı hukuk dışı bir işlem yapmamış olsa bile iade olmuşsa orada tabii söyleyecek bir şey yok. Ama hukuk dışı bir işlem söz konusuysa hukuk dışı işlemde sorumluluklar elbette ortadan kalkmaz. Yani piyasa bozucu bir durum var.

MUHALEFETE SERT TEPKİ: YOLSUZLUK İMTİHANINI VEREMEDİLER

Meclis'te Yeni Parti Milletvekili Özlale çıktı kürsüye. İsim vermeden iki bakanımızla ilgili ithamda bulundu. Ertesi gün basın toplantısında söyledi bu isimleri. Her iki bakanımız da çok net bir şekilde bu ithamlara cevap verdiler. Sayın Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş bunun isim benzerliği olduğunu söyledi. Sayın Bakanımız Ömer Bolat'ın da sukuk hesabı söz konusu. Burada bir çarpıtma olduğu ortaya çıkmış oldu. Her iki konuda da büyük bir mahçubiyet hissedilmeli. Fakat özür bile dilenmediğini gördük. Biz kendimizden eminiz. Burada yanlış yapan olursa gereği yapılacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın tavrı burada çok açık ve net. En yakınımızda da olsa gereği yapılacak. Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa, kim olursa olsun gereği yapılır. AK Parti'nin anlayışı budur. Biz başkaları gibi bir şeylerin üstünü örtmeyiz. Ana muhalefet partisi yerel yönetimlerde iyi bir imtihan veremedi. Ben herkesi aklı selime davet ediyorum. Lütfen araştırmadan bir takım hükümlerle insanları itibarsızlaştırmaya, bunun üzerinden rant oluşturmaya çalışmayın.

0
0
0
0
0
0
0
👍
👎
😍
😥
😱
😂
😡
HABERE YORUM KAT