Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni anayasayla ilgili önemli mesajlar!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay töreninde yaptığı konuşmada yeni anayasa çağrısını yineleyerek, “Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa Türk siyasetinin boynunun borcudur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıldönümü ve Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni'nde konuştu.
İşte Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar:
Saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. İdari yargı gününüzü tebrik ediyorum. Bu önemli günün yargı camiası için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu çınarı büyütüp bugünlere getiren hukukçuları şükranla yad ediyorum.
Bütün yargı mensuplarımıza başarılar diliyorum. Vatandaşın hak arayışına nezaret eden, yol gösteren avukatlarımıza buradan saygılarımı gönderiyorum. İdari yargının yükünü omuzlayan adalet personeline de emekleri için teşekkür ediyorum.
Hukuk devletinin en genel tanımı bütün kurum ve organları ile devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulmasıdır. Kurumsal güvencelerin başında bağımsız ve tarafsız yargı organının varlığı gelmekte. Yargı organı içindeki idari yargı yolu kamu tasarrufu karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir limandır.
Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimi ile Danıştay'ın mahkemelere yaptığı rehberlik önemini koruyor. Hukuk özü ve meşruiyetini evrensel niteliklerdeki bu değerlerden alıyor. Bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden kolektif güvenliğe cevap vermenin imkanı yoktur. Devlet vatandaş arasındaki ilişkinin eşitler arası ilişki değildir. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı devlettir, kamu uyuşmazlığıdır. Buradaki işleyiş çok kritik bir göstergedir.
'HER TÜRLÜ AYRICALIĞA SON VERDİK'
Hukuk devleti gün ortasında tepeye ulaşan güneş misali ışığını herkese eşit olarak ulaştırır. Bu düzende idareci vatandaşın efendisi değil hizmetkarıdır. Bu düzende asıl olan millettir. Toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin vatandaşla göz hizasında temas kurduğu döneme eriştik. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhur ile cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. İyi yönetim ideali güç ve mevzi kazandı.
Kurul ve düzenlemeler ile vatandaşa ilave güvenceler sağlanmıştır. İdari yargıyı güçlendirmek için attığımız adımları sizler çok iyi biliyorsunuz.
'ÇIKARLARIMIZI GÖZETMEK ZORUNDAYIZ'
Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız, öyleyse hepimiz Türkiye'nin çıkarını, geleceğini, huzurunu gözetmek zorundayız. Türkiye muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksa bu topyekün mücadele ile mümkün olabilir.
Sosyal medyada artık iyice çığrından çıkan linç kültürü hak ve adalet arayışında hizmet etmemektedir. Bu linç kimi zaman yargıya, kimi zaman siyasetçiye kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte.
Yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur.
"YENİ ANAYASA SİYASETİN BOYNUNUN BORCU"
Değerli dostlar. Danıştay’ın temelini oluşturan Şûrâ-yı Devlet, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat Fermanı’yla başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasındaydı. Şûrâ-yı Devletin teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasamız yürürlüğe girmiştir. Malumunuz, anayasalar hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçevedir.
Hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel DNA’sı anayasal metinlerdir. Kanun-ı Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek, Türk siyasetinin boynunun borcudur.
Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânıyla önümüzde duruyor.
Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız.
Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi, matematik hesabının üstünde, zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.
Bu düşüncelerle değerli heyetinizi bir kez daha selamlıyorum. Danıştay’ımızın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü’nüzü tebrik ediyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.