Yatarak Fizik Tedavi Sadece Egzersiz Değil, Yaşamı Yeniden İnşa Etme Sürecidir

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turgut Göksoy ile yatarak fizik tedavi üzerine konuştuk. Kimler yatarak rehabilitasyona ihtiyaç duyar? Yatarak fizik tedavi neden tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır?

Yatarak Fizik Tedavi Sadece Egzersiz Değil, Yaşamı Yeniden İnşa Etme Sürecidir

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turgut Göksoy ile yatarak fizik tedavi üzerine konuştuk. Kimler yatarak rehabilitasyona ihtiyaç duyar? Yatarak fizik tedavi neden tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır?

Öncelikle yatarak fizik tedaviyi nasıl tanımlarsınız? Ayaktan fizik tedaviden farkı nedir?

Ayaktan fizik tedavide hasta genellikle günde bir kez gelir, tedavisini alır ve evine döner. Bu sürenin bir saati, en fazla bir buçuk saati geçmemesi gerekir çünkü rehabilitasyon yalnızca cihaz uygulamak değildir. Asıl önemli olan egzersizlerin tekrarlanması, kasların yeniden eğitilmesi ve fonksiyonların geri kazandırılmasıdır.

Yatarak fizik tedavide ise günün tamamını planlayabilirsiniz. Sabah yapılan tedavilerin ardından hastayı dinlendirir, gün içinde ek uygulamalar yapar, öğleden sonra ikinci bir rehabilitasyon seansı planlayabilirsiniz.

Bir de işin çok önemli bir tarafı var:

Hastalara evde egzersiz yapmalarını söylüyoruz ama bunu ne kadar yaptıklarını bilemeyebiliyoruz. Yatarak tedavide ise hasta gözünüzün önünde. Yapılması gereken egzersizleri gerçekten yapıp yapmadığını takip edebiliyorsunuz. Bu da tedavinin etkinliğini artırıyor.

Hidroterapi neden yatarak rehabilitasyonun önemli parçalarından biri?

Biz hidroterapiyi fizik tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

Arşimet'in meşhur hikâyesini herkes bilir. Hamamdan çıkıp “Buldum, buldum!” diye koşmasının nedeni suyun kaldırma kuvvetini fark etmesidir. İşte rehabilitasyonda da bundan yararlanıyoruz.

Su içerisinde insan vücudunun ağırlığı büyük ölçüde azalır. Karada kolunu kaldırmakta zorlanan, eklem kısıtlılığı yaşayan ya da felç nedeniyle hareket etmekte güçlük çeken bir hasta, suyun içinde aynı hareketleri çok daha rahat yapabilir. Bu nedenle uygun hastalarda hidroterapi son derece değerli bir tedavi seçeneğidir.

Elbette herkes havuza giremez. Özellikle idrar veya dışkı kontrolü olmayan hastalarda, aktif enfeksiyonu bulunan kişilerde çok dikkatli değerlendirme yapılması gerekir. Hidroterapi de tıpkı diğer rehabilitasyon uygulamaları gibi hasta seçimi gerektiren profesyonel bir süreçtir.

Hangi hastalar yatarak fizik tedaviye ihtiyaç duyar?

En temel kriter şudur: Hastanın ayaktan gelip gitmesi mümkün mü, değil mi?

Felç geçirmiş bir hastayı düşünelim. Kas gücü kısmen korunmuş olabilir ama denge kaybı vardır. Bu kişi yürümeye çalıştığında düşebilir. Yine omurilik yaralanmaları, trafik kazaları, yüksekten düşmeler, iş kazaları, beyin kanamaları ve ağır nörolojik hastalıklar sonrası hastalar çoğu zaman yatarak rehabilitasyona ihtiyaç duyar.

Bizim hastalarımızın önemli bir bölümü yoğun bakım sürecinden geçmiş hastalardır. Bazı hastalarımız yoğun bakımdan çıkar, rehabilitasyon servisinde takip edilir, gerektiğinde yeniden yoğun bakıma alınır.

Bir hastamdan örnek vereyim. Trakeostomisi olan, yani nefes alma kanülüyle yaşayan bir hastamız vardı. Akşam saatlerinde tekrar sıkıntı gelişti ve yeniden yoğun bakıma almak zorunda kaldık. Bu tür hastalar adeta bir ip üzerinde yürür gibidir. O nedenle rehabilitasyonun güvenli şekilde sürdürülebilmesi için tam teşekküllü hastane altyapısı gerekir.

Palyatif bakım ile yatarak fizik tedavi aynı şey mi?

Hayır. Kesinlikle aynı şey değil. Bu ayrımın özellikle bilinmesi gerekiyor.

Palyatif bakımın amacı hastanın temel yaşamsal fonksiyonlarını korumaktır. Hastanın beslenmesi, solunumu, genel tıbbi takibi yapılır.

Rehabilitasyonun amacı farklıdır. Bizim hedefimiz hastayı yeniden ayağa kaldırmak, oturma dengesini geliştirmek, yürümesini sağlamak, günlük yaşam aktivitelerine geri döndürmektir.

Palyatif bakımda diz hareket açıklığını artırmaya yönelik yoğun çalışmalar yapılmaz. Ayağa kaldırma programları uygulanmaz. Günlük fonksiyon kazandırma hedeflenmez.

Yatarak fizik tedavi ise hastayı mümkün olduğunca bağımsız yaşamına geri döndürmeyi amaçlayan aktif bir rehabilitasyon sürecidir.

Siz özellikle yatarak fizik tedavinin tam teşekküllü bir hastanede yapılması gerektiğini vurguluyorsunuz. Neden?

Çünkü bu hastalar sadece fizik tedavi hastası değildir. Birçoğu ileri yaş grubundadır.

Bir gün kardiyolojiye, bir gün enfeksiyon hastalıklarına, bir gün nörolojiye, bir gün göğüs hastalıklarına ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle yatarak fizik tedavi tek başına fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapistlerden oluşan bir hizmet olarak düşünülmemelidir. Tam tersine multidisipliner bir süreçtir.

Bugün bazı yerlerde "yatılı fizik tedavi" adı altında hizmetler verildiğini görüyoruz. Ancak bir yerde yatılı rehabilitasyon yapılabilmesi için yalnızca konaklama imkânı olması yeterli değildir çünkü bu hastaların bir kısmı gece yarısı kardiyak bir problem yaşayabilir, tansiyonu yükselebilir, enfeksiyon gelişebilir ya da yeniden yoğun bakım desteğine ihtiyaç duyabilir.

Bu nedenle gerçek anlamda yatarak rehabilitasyonun güvenli şekilde yürütülebilmesi için yoğun bakım desteği bulunan, tüm branşların yer aldığı tam teşekküllü bir hastane altyapısı büyük önem taşır.

Hangi hasta gruplarında yatarak rehabilitasyona mümkün olduğunca erken başlanması gerekiyor?

Özellikle felç ve travma hastalarında zaman çok kıymetlidir. Kireçlenme gibi hastalıklar yıllar içinde gelişir ama felç, beyin kanaması, trafik kazası veya omurilik yaralanması bir anda ortaya çıkar. Bu nedenle rehabilitasyonun gecikmemesi gerekir.

Örneğin bir omurga ameliyatı yapıldıysa, çoğu zaman birkaç gün içerisinde rehabilitasyon planlamaya başlarız. Eskiden olduğu gibi “Git evde dinlen, sonra gel” anlayışı artık geçerli değil.

Felç geçiren hastalarda da aynı durum söz konusu. Günümüzde ilk saatlerde yapılan girişimsel tedaviler sayesinde bazı hastalarda çok önemli kazanımlar elde edilebiliyor. Ancak felç tablosu devam ediyorsa rehabilitasyonun mümkün olan en kısa sürede başlaması gerekiyor. Ne kadar erken başlanırsa sonuç alma şansı o kadar artıyor.

Parkinson hastalarında yatarak fizik tedavi ne zaman gerekli hale geliyor?

Şu anda servisimizde Parkinson hastaları da bulunuyor. Parkinson sadece elde titreme değildir. Hareketlerde belirgin yavaşlama, denge kaybı, düşme riski ve günlük yaşam aktivitelerinde ciddi zorlanmalar ortaya çıkar. Bu hastaların bir kısmını her gün evden çıkarıp fizik tedaviye getirip götürmek bile başlı başına bir yük haline geliyor.

Bir düşünün... Hasta İstanbul trafiğinde saatler geçiriyor, yoruluyor, enerjisinin önemli kısmını yolda harcıyor. Sonra fizik tedaviye giriyor. Bu verimli bir yöntem değil.

Üstelik Parkinson hastalarında ilaç saatleri son derece önemlidir. Doz ayarlamaları, ilaçların takibi ve hastanın günlük performansının gözlenmesi gerekir.

Bu nedenle özellikle ileri evre veya hızlı kötüleşme gösteren Parkinson hastalarında yatarak rehabilitasyon ciddi avantaj sağlar.

Omurilik yaralanmalarında rehabilitasyonun rolü nedir?

Omurilik yaralanmaları, trafik kazaları, yüksekten düşmeler, iş kazaları ve ateşli silah yaralanmaları sonrası karşımıza çıkabiliyor.

Bazı hastalar nefes almak için trakeostomi ile geliyor. Solunum cihazına bağlı olan hastalarımız oluyor. Bu noktada rehabilitasyon sadece kolu veya bacağı hareket ettirmek değildir. Bir hastanın solunum cihazından ayrılması, konuşabilmesi, yutabilmesi, oturabilmesi, dengesini sağlayabilmesi de rehabilitasyonun parçasıdır. Rehabilitasyon kaybedilen fonksiyonların yeniden kazandırılmasıdır. Bu nedenle biz sadece kaslara değil, insana bütün olarak bakıyoruz.

“Robot, tedavinin tamamı değil, bir parçasıdır.”

Son yıllarda robotik rehabilitasyon çok konuşuluyor. Gerçekten mucizevi bir yöntem mi?

Robotik rehabilitasyon çok değerli bir araçtır ama tek başına çözüm değildir. Bugün bazı insanlar “Robot varsa en iyi tedavi oradadır.” diye düşünüyor. Bu doğru değil. Robot bizim kullandığımız araçlardan biridir. Nasıl elektroterapi bir araçsa, hidroterapi bir araçsa, robotik rehabilitasyon da öyledir.

Mesela bir fizyoterapist bir hastanın bacağını yüzlerce kez kaldırıp indirebilir. Ama bu hem zaman kaybı olur hem de fiziksel olarak sürdürülebilir değildir. Robot burada büyük kolaylık sağlar. Ancak sadece robotun içine hastayı koyup hareket ettirmek rehabilitasyon anlamına gelmez. Asıl önemli olan hastanın aktif katılımını sağlamak, doğru egzersizleri planlamak ve tüm süreci yönetebilmektir.

“Yatarak rehabilitasyonda hastanın diyeti de önemlidir.”

Yatarak fizik tedavinin ayaktan tedaviye göre başka hangi avantajları var?

Yatarak rehabilitasyonda hastanın her ayrıntısını takip edebilirsiniz. Örneğin hastanın beslenmesini… Ayaktan gelen bir hastaya diyet önerirsiniz ama gerçekten uygulayıp uygulamadığını bilemezsiniz. Yatan hastada ise tüm süreç gözünüzün önündedir.

Ne kadar sıvı aldı?
Ne kadar idrar çıkardı?
Tansiyonu nasıl değişti?
Kan değerlerinde bir farklılık var mı?

Bunların hepsi takip edilir. Bazı hastalarda bir anda sodyum düşüklüğü ortaya çıkabilir. Bazılarında potasyum eksikliği gelişebilir. Bu değişiklikleri fark etmezseniz rehabilitasyon süreci aksar. Bu nedenle yatarak rehabilitasyon sadece egzersiz yapmak değildir. Hastanın tüm tıbbi durumunun yönetildiği kapsamlı bir süreçtir.

Aileler de bu sürecin bir parçası oluyor mu?

Kesinlikle oluyor. Hatta bazen refakatçiler bizim üçüncü fizyoterapistimiz gibi çalışıyor. Biz günde iki seans yapıyorsak, üçüncü kısmı aile devam ettiriyor çünkü hasta bir gün taburcu olacak. O zaman aile şunları bilmek zorunda:

  • Hastayı yataktan nasıl kaldıracak?
  • Tuvalete nasıl götürecek?
  • Düşmesini nasıl önleyecek?
  • Transferleri nasıl yapacak?

Biz sadece hastayı değil, ailesini de rehabilite ediyoruz aslında çünkü eve dönüş süreci rehabilitasyonun devamıdır.

Yaşlı hastalarda düşme riskine karşı ailelere hangi öneriler veriyorsunuz?

Ev ortamının yeniden düzenlenmesini öneriyoruz. Özellikle yaşlı bireylerde düşmeler ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Bu nedenle:

  • Halılar kaldırılmalı,
  • Takılmaya neden olacak eşyalar azaltılmalı,
  • Banyo güvenliği sağlanmalı,
  • Yürüme alanları açık tutulmalı.

Konuşmanız boyunca sürekli “tam teşekküllü hastane” vurgusu yaptınız. Bunun rehabilitasyon açısından en önemli nedeni nedir?

Çünkü rehabilitasyon sırasında her şey planlandığı gibi gitmeyebilir:

  • Hastada enfeksiyon gelişebilir.
  • Tansiyonu yükselebilir.
  • Yeni bir nörolojik problem ortaya çıkabilir.
  • Yeniden yoğun bakım desteğine ihtiyaç duyulabilir.

Bu nedenle rehabilitasyonun güvenli yürütülebilmesi için tüm branşların aynı çatı altında bulunması büyük avantaj sağlar. Biz rehabilitasyonu ekip işi olarak görüyoruz.

Fizik tedavi uzmanı, nörolog, kardiyolog, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, yara bakım ekibi, konuşma terapisti, yutma terapisti ve fizyoterapistler birlikte çalıştığında hasta için çok daha güçlü bir sistem ortaya çıkıyor.

“Yatarak rehabilitasyonda amaç hastayı yaşama döndürmektir.”

Beyin kanaması veya felç geçiren hastalarda konuşma yeniden kazanılabiliyor mu?

Bu konuda herkesin merak ettiği bir soru var ama maalesef net bir yüzde vermek mümkün değil çünkü her hastanın beyin hasarı farklıdır.

Konuşma merkezine yakın bir bölgede kanama olmuşsa ya da pıhtı atmışsa konuşma ciddi şekilde etkilenebilir. Bazı hastalar ne söylemek istediğini bilir ama cümle kuramaz. Bazıları sizi tamamen anlar ama cevap veremez. Biz böyle durumlarda konuşma terapistlerinden destek alıyoruz. Uzun süreli rehabilitasyonun önemli parçalarından biri de budur. Amaç yalnızca yürütmek değildir. İletişim kurabilmesini de sağlamaktır.

Yutma problemleri de rehabilitasyonun bir parçası mı?

Kesinlikle. Birçok kişi su içmenin en kolay şey olduğunu düşünür. Oysa bazı nörolojik hastalarda tam tersi olur. Su akciğere kaçabilir. Bu durumda hasta yeniden enfeksiyon geçirir, hatta tekrar yoğun bakıma yatmak zorunda kalabilir. Bu nedenle yutma terapisi son derece önemlidir. Bazı hastalarda önce damardan beslenme gerekir. Daha sonra yoğun kıvamlı gıdalarla başlanır. Yoğurt kıvamındaki besinler çoğu zaman ince sıvılardan daha güvenlidir. Sonrasında kademeli olarak normal beslenmeye geçilir. Bu da rehabilitasyonun önemli bir basamağıdır.

“Yatak yarası rehabilitasyonu durdurabilecek kadar ciddi bir sorundur.”

Uzun süre yatan hastalarda oluşan yatak yaraları hakkında neler söylemek istersiniz?

Yatak yarası hafife alınacak bir konu değildir. Başlangıçta sadece küçük bir kızarıklık gibi görünür. İki gün sonra yüzeysel yara olur. Bir hafta sonra derinleşebilir. Bir ay sonra ise içine elinizi sokabileceğiniz büyüklükte yaralara dönüşebilir. Bazen öyle oluyor ki rehabilitasyonu ikinci plana bırakıp önce yarayı tedavi etmek zorunda kalıyoruz.

Özellikle diyabet hastalarında risk daha yüksektir çünkü hastalar yaranın ilerlediğini hissetmeyebilir. Bu nedenle özel yataklar kullanılır. Pozisyon değişiklikleri yapılır. Koruyucu kremler uygulanır. Yara gelişmişse yara bakım ekipleri devreye girer. Enfeksiyon kontrolü yapılır. Gerekirse farklı uzmanlık alanlarından destek alınır. Bunlar günlük ve sürekli takip gerektiren işlemlerdir. Bu yüzden yatarak rehabilitasyonun güçlü bir hastane altyapısı içinde yürütülmesi büyük önem taşır.

Sağlık turizminde rehabilitasyon neden farklı bir yaklaşım gerektiriyor? Yurt dışından gelen hastalarda süreç nasıl ilerliyor?

Yurt dışından gelen hastalarda daha dikkatli davranmak gerekiyor, özellikle büyük ameliyatlardan sonra. Örneğin kalça protezi ameliyatı geçirmiş bir hastayı düşünelim. Her hasta aynı hızda iyileşmez. Bazıları birkaç gün içinde rahat yürümeye başlar. Bazılarında ağrı devam eder. Bazılarında ödem gelişir. Bazılarında enfeksiyon riski ortaya çıkar. Bu nedenle hastanın gerçekten güvenli şekilde seyahat edebilecek noktaya geldiğinden emin olmak gerekir.

“Kalite bir kez zirveye çıkmak değil, zirvede kalabilmektir.”

Hastanelerin JCI gibi uluslararası akreditasyonlara sahip olması rehabilitasyon hizmetlerine nasıl yansıyor?

Sağlıkta kalite yalnızca iyi hekimlerden oluşmaz. Sistemin tamamının belirli standartlarda çalışması gerekir. Uluslararası akreditasyonlar da bunu denetleyen sistemlerdir. JCI akreditasyonu yalnızca bir tabela değildir.

  • Hastanın güvenliği,
  • çalışan güvenliği,
  • ameliyathane süreçleri,
  • ilaç yönetimi,
  • enfeksiyon kontrolü,
  • acil durum planları,
  • rehabilitasyon süreçleri dahil olmak üzere yüzlerce kriterin düzenli olarak değerlendirilmesini gerektirir.

Üstelik bir kez alıp ömür boyu kullanabileceğiniz bir belge değildir. Belirli aralıklarla yeniden denetlenirsiniz. Yeni standartlara uyum göstermeniz gerekir. Asıl kalite devamlılıktır. Bugün iyi olmak değil, yıllar boyunca aynı standardı sürdürebilmektir. Hastanemizin JCI akreditasyonunu üst üste beş kez almış olması da bu devamlılığın önemli göstergelerinden biridir. Özellikle yatarak rehabilitasyon gibi yüksek riskli hasta gruplarında bu tür kalite standartları hasta güvenliği açısından ayrı bir önem taşır.


İlk yorum yazan siz olun

Sağlık Haberleri