Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkarak bir yılı aşkın süredir dünyayı sarsan yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle, küresel çapta 4 milyona yakın insan hayatını kaybetti.
Salgından önce Kovid aşısını buldu, 3 ay sonra öldü! Yusen Zhou'nun dünyayı dehşete düşüren hikayesi!
Çin'in Vuhan kentinde başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün laboratuvar koşullarında hazırlandığı iddiaları yankısını sürdürmeye devam ederken Daily Mail'in haberinde, pandemi sürecinden önce Çinli bir bilim insanının Kovid-19 aşısını bulduğu ve aşıyı bulduktan 3 ay sonra da öldüğü belirtildi
Büyük küçük, yaşlı genç; 173 milyona aşkın kişiye bulaşan virüs, başta sağlık olmak üzere, ekonomi, eğitim, iş hayatı, psikoloji gibi birçok alanda, birçoğu kalıcı etkiler bıraktı.
Pandemi süreci başlayalı bir yılı geçmesine rağmen virüsün kaynağı hakkında net bir bilgiye ulaşılamazken bazı bilim insanları virüsün kendiliğinden oluştuğunu, bazıları ise laboratuvar yapımı oluğu görüşünü savunuyor.
Virüse karşı en etkili ve hatta tek silahın aşı olduğunu belirten bilim insanlarının bu konuda hemfikir olmasının ardından küresel çapta başlatılan aşılama faaliyetlerinde, 2 milyon dozdan fazla aşı uygulandı.
Son dönemde ortaya çıkan ABD raporları ve sızan elektronik postalar virüs - Çin bağlantısını her geçen gün güçlendirirken yeni bir iddia ortaya atıldı.
YÖNETİM DUYURDU, AŞI BULUNDU
Hürriyet'in İngiliz Daily Mail'e dayandırdığı habere göre, Yusen Zhou isimli Çinli bir bilim insanının 24 Şubat 2020'de Çin Halk Kurtuluş Ordusu adına bir Kovid-19 aşısı için patent başvurusunda bulunduğu ortaya çıktı.
Aşı için patent başvurusu Çinli bilim insanının bu faaliyeti, virüsün insanlara bulaştığını ilan etmesinden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.
Başka bir deyişle Çin ordusunda görev alan bilim adamı, virüs küresel bir pandemi ilan edilmeden önce bir Kovid-19 aşısı için patent başvurusunda bulundu.
AŞI HAYATINA MI MAL OLDU?
Zhou'nun aşı için bu kadar hızlı bir şekilde patent başvurusu yapması Çinli yetkililerin virüsü itiraf ettiklerinden çok daha önce bildiğine işaret ediyor.
Orduda görev alan bilim insanının bu başvurusundan yaklaşık 3 ay sonra hayatını kaybetmesi ise kuşkuların yöneldiği başka bir nokta oldu.
Zhou'nun Wuhan Viroloji Enstitüsü müdür yardımcısı ile yakın çalıştığı iddiaları da virüsün laboratuvardan çıktığı tezini güçlendiren temel sebepler arasında yer alıyor.
ÇİN'İN KORONAVİRÜS BELGELERİ
Önceki haftalarda ise Çin'in 'Koronavirüs belgeleri' ABD'li yetkililer tarafından ele geçirilmiş ve Çin'in sır gibi sakladığı proje deşifre olmuştu.
Söz konusu belgelere göre, Çinli bilim adamları son altı yıldır koronavirüs dahil biyolojik ve genetik silahlar üzerinde araştırmalar yürütüyor.
Aynı belgeler, 2015'ten beri SARS koronavirüslerinin askeri potansiyelini değerlendirirken bu projeyi olası bir 'Üçüncü Dünya Savaşı' senaryosu için hazır tutuyor.
'ZAFERİN TEMEL SİLAHI'
Söz konusu belgelerde bu proje bir savaş durumunda 'zaferin temel silahı' olarak adlandırılıyor ve detaylı incelemeler sunuyor.
Belgelerde Üçüncü Dünya Savaşı'nın beklenenin aksine kimyasal ve nükleer silahlar ile değil, biyolojik silahlar ile yapılacağı tezi yer alıyor.
ABD tarafından Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan iki atom bombasına atıfta bulunan belgelerde biyolojik silahların yeni bir dünya savaşında 'zafer için temel silah' olacağının altı çiziliyor.
Halk Kurtuluş Ordusu'nda görev alan bilim adamlarının hazırladığı dosya, hastalıkların 'daha önce hiç görülmemiş bir şekilde' silah yapmak için manipüle edilmesini incelediğini iddiası yer alıyor.
Belgelerde biyolojik silahların maksimum etkiyi göstermesi için gereken koşullar da özetleniyor.
Belgelerde 'biyolojik saldırı gece veya şafak vakti sabit rüzgar yönü olduğu zamanda yapılmalı' ifadesi yer aşıyor.
DSÖ'DEN 'DÜŞÜK İHTİMAL' AÇIKLAMASI
Pandeminin başladığı günden beri defalarca ortaya atılan bu iddia ile ilgili geçtiğimiz aylarda Dünya Sağlık Örgütü'nden (DSÖ) önemli bir açıklama gelmişti.
DSÖ tarafından yayımlanan raporda koronavirüsün yarasalar dahil başka bir hayvan yoluyla insanlara bulaşabileceği riskinden söz edilirken, komplo teorilerinin yaygın olduğu laboratuvar sızıntısının ise son derece düşük olduğu kaydedilmişti.