Delikanlılık yıllarımdı. Erzurum'un deli kışlarından birini yaşıyorduk. Sokakta biraz uzun kaldığınızda kaşlarınız bile buz tutuyordu. Camilerimizde doğalgaz gibi bütün camiyi ısıtacak imkanlar yoktu. Din görevlileri sabah erkenden gelir, sobayı yakar ve soğuk havası kısmen kırılmış camide cemaate namaz kıldırırdı.
Bir öğle vaktiydi. Caminin önünden geçerken şadırvandan bir bardak su içeyim dedim ve buzlu zeminde düşmemeye özen göstererek şadırvana ulaştım. Öyle şiddetli bir soğuk vardı ki, şadırvanın her yanı buz tutmuş, suyun akmakta olduğu musluğun ise her yanı buzla kaplanmıştı. Musluğun ucundan akan sudan bir bardak aldım ama suyun soğukluğundan içmek de kolay olmadı.
Tam su bardağını yerine koyuyordum ki, yakınımızdaki lavabodan çıkmış, seksenlik bir ihtiyar şadırvana yöneldi. Aman Allah'ım! dedirtecek bir görüntü. Buz gibi havada ihtiyar delikanlı zar zor yürüdüğü çelimsiz vücuduyla pantolonunu neredeyse dizlerine kadar sıvamış, kollarını neredeyse omuz başlarına kadar sıvamış buz kütleleri arasında akmakta olan buz gibi soğuk suya "Bismillah" diyerek abdest almaya başladı. O, benim gencecik bir delikanlı olarak, soğukluğundan dolayı içmekte zorlandığım suyla sanki ısıtılmış gibi rahat rahat abdest alıyor ve benim gibi de soğuktan titremiyordu.
O günlerde lise öğrencisiydim, fotoğraf makinam da yoktu. Bugün bir gazeteci olarak hayatımı gözden geçirdiğimde çekemediğim için üzüldüğüm tek fotoğraf, işte o çelimsiz ihtiyar delikanlının, o buzlanmış şadırvanda aldığı abdestin fotoğrafıdır.
Beynimde bütün hatlarıyla duran o fotoğrafı eminim ki, çevredeki bütün melekler çekti ama ben çekemedim... Allah senden razı olsun ihtiyar, beni tanımasan da bana hal lisanı ile namazı sevdiren güzel kullardan birisin!
NOT:
Eşref Selman kardeşim, rahmetli babasının meramını anlatan güzel bir fotoğrafını göndermiş, kendisine teşekkür ediyor, muhterem babasına Allah'tan rahmet diliyorum...