Kurban Ve Düşündürdükleri

Celalettin Taşdelen

Müslümanların hayatında her sene kutladıkları iki dini bayram vardır. Bunlardan biri bir ay tuttukları oruç neticesinde yaşadıkları Ramazan Bayramı diğeri de Kurban Bayramı’dır. Kurban Arapça bir kelime olup yakınlaşma manasına gelir. Hicri aylardan Zilhicce ayının 10’u kurban bayramının başlangıcıdır. Bu günün sabahında İslam Dini’ne gönülden bağlanmış, inanmış kimseler, inançları gereği Allah’a yakın olma, yaklaşma kastıyla belirli şartları taşıyan hayvanları O’nun için keserler. İşte Allah için kesilen bu hayvanlara Kurbanlık, yapılan bu ibadete de kurban ibadeti denir. Yaklaşmak, Allah’a yakın olmaya vesile olan şey anlamına gelen "kurban" kelimesi, dini terim olarak, Allah rızasını kazanmak amacı ve ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı usulünce kesmek demektir. Kurban ibadetinin fıkhi boyutunu daha sonra ele alacağımız için burada kurban ibadetinin mahiyeti ve düşündürdükleri üzerinde durmak uygun olacaktır.
Hemen her Müslümanın bilip okuduğu “inna a’tayna” diye meşhur kevser suresi’nin sonunda : “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyrulmaktadır. İslamiyet’e mensup kişiler de Rablerinin bu emrine uyarak senede bir defa bu ibadeti yerine getirme gayreti içerisinde olurlar. Aslında bu emir ve bu ibadet onlara ataları İbrahim peygamber ve oğlu İsmail peygamberi hatırlatır. Zira İbrahim Aleyhisselam Rabbinin emrine uyarak oğlu İsmail Aleyhisselamı Allah için kesmeye, yani kurban etmeye karar vermiştir. Bu hadise Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? Dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslim olup, O’nu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik. Biz, oğluna bedel O’na büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim’e selam! Dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünki o bizim mü’min kullarımızdandır.”(Saffât 37/102-111)
İbrahim Aleyhisselam gece rüyasında birisinin kendisine: “Allah sana oğlunu boğazlamanı emrediyor” dediğini duymuş, sabah olunca bunun şeytandan mı Rahman’dan mı olduğu hususunda tereddüt etmiş, üç gece rüyayı üst üste görünce bunun Allah’tan olduğunu anlamıştır. Ve neticede emri uygulamaya koyulmuştur. Onların kendi emrine samimiyetle teslim olduklarını gören Allah Teâla oğlu İsmail’in yerine kurban edilmek üzere bir koç veya iri bir dağ tekesi göndermiştir. İşte kurban ibadetini yerine getiren bir Müslüman bu hadisenin farkındadır. Kurbanını da bu bilinç ve şuurla keser.  Kurban ibadetini yerine getiren her bir mü’min şu düşünceleri taşır:
Ya Rabbi! ya İbrahim gibi bizleri de çocuğumuzla imtihana tabi tutsaydın bizden de bir çocuğumuzu kurban etmemizi isteseydin. O’nun gibi biz de emrine teslim olabilir miydik? Sana sonsuz şükürler olsun ki bizi böyle çetin bir sınava tabi tutmadın. Seve seve senin yolunda bu hayvanı kurban ediyorum, kabul eyle Allah’ım.
İlahi! malımın bir kısmını senin için, senin yolunda feda ediyorum; bu kurbanın etlerinin bir kısmını kendi aile efradıma bir kısmını konu komşuya bir kısmını da fakir fukaraya infak edeceğim.
Ey Rabbim bu kurbanla beraber bütün kötü huylarımı da senin için feda ediyorum; başta cimrilik huyumdan, bencillikten, kibirden vazgeçiyorum.
Ya rabbi senin yolunda her türlü fedakârlığı yapmaya hazır ve kararlıyım.
Diğer tüm ibadetlerde olduğu gibi burada da inanalardan istenen ihlas, takva ve samimiyettir:
“  Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşmaz. Sizden yana Allah’a erişen, sizin takvanız      ( Allah’ın buyruklarını tutmaya olan saygınız ve Allah’a olan sorumluluk bilinciniz ) dir.” (Hacc 37)
Âişe (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeple kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.” (İbn Mâce, Edahî: 3)
 Kişi kurban kesmekle, Allah'ın emirlerine uymuş ve kulluk bilincini muhafaza ettiğini canlı bir şekilde ortaya koymuş olur. Kurban toplumdaki kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah rızasına uygun olarak ihtiyaç sahipleriyle paylaşma alışkanlığı verir. Fakirin de bu yardımlaşma vesilesiyle, kendini içinde bulunduğu toplumun bir üyesi olma hissini yaşamasına vesile olur. Diğer taraftan kurban kesmekle sadece nisap miktarı mala sahip olan zenginlerin ve orta tabakanın mükellef oluşu, kesilen kurbanların hastalıklı, sakat, kör ve topal olmamasının istenmesi ve kurbanın etiyle ilgili sünnetteki tavsiyeler göstermektedir ki, dinimiz, kurban kesme emriyle ibadetlerde ihlas, sosyal sorumlulukların bilincinde olmak gibi bir takım manevi, ahlaki ve sosyal maksatlara ulaşmayı da hedeflemiştir.
 Kurban kesmenin sosyal ve iktisadi açıdan da bir takım faydaları vardır. Kurban bayramı sebebiyle milyonlarca hayvanın kesildiğini ve geniş çapta mal varlığına kıyıldığını ileri sürüp, kurban kesmenin ekonomik bakımdan sakıncalı bir davranış olduğunu iddia edenler olabilir. Ancak kesilen kurbanların dinimizde ifadesini bulan manada değerlendirilmesi, israftan kaçınılması, ihtiyaç sahiplerinin ve çevremizdeki insanların bundan istifade ettirilmesi, sosyal bünyemizde insani ilişkiler bağlamında faydalı neticeler ortaya çıkarmaktadır. Kaldı ki bir sene boyunca zaten insanların gıda ihtiyacını karşılamak için belirli oranda kesim yapılmaktadır. Kurban ibadetimizin yerine getirilmesiyle, besiciliğin teşvik edildiği, işsizlere iş sahası açıldığı, pazarlara bir hareket geldiği, bu işle uğraşan insanlarımızın belirli bir kazanç elde ettiği de bir gerçektir.
Sorularla Kurban İbadeti

Kurban gibi önemli bir ibadetin ahkam ve adabı vardır. Kurbanlarımızı bu usul ve esaslara uyarak kesmemiz gerekmektedir.
Şimdi bunlardan en önemlilerini açıklayalım.
1. Kurban kesmenin hükmü nedir ?
1. Kurban kesmenin hükmü İmam A’zam’a göre vacip olur, diğer müctehidlere göre ise sünnet-i müekkededir.
2. Kimler kurban kesmekle yükümlüdür?
2. Ergenlik çağına ermiş, akıllı, hür, mukim (seferi olmayan ) ve nisap ölçüsü mal ve parası olan her Müslüman kurban kesmekle yükümlüdür.

3. Kurban nisabı nedir?
3. Nisap, dinen zenginlik ölçüsüdür. Kurban nisabı ; kişinin oturduğu evi,evinin eşyası, binek aracı, 3 kat elbisesi, kendisinin ve baktığı ailesinin bir yıllık nafakası ve borcundan ayrı olarak 80.18 gr. Altın veya bu miktar altın kıymetine denk para ve mala sahip olmaktır.

4. Bu nisap ölçüsünün üzerinden zekattaki gibi bir yıl geçme şartı var mı?
4. Hayır. Daha önce fakir iken bu miktar mala kurban kesim günlerinde bir mümin malik olsa derhal kurban kesmelidir.

5. Kurban kesme günleri hangi günlerdir?
5. Kurban kesme günleri, bayram namazından sonra olmak üzere bayramın ilk üç günüdür.(Bayramın 1.2.3. günleridir)

6. Kurban edilecek hayvanlar hangileridir? Yaşları ne olmalıdır ?
6. Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden ibarettir. Bunlardan devenin 5, sığır ve mandanın 2, koyun ve keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Dişi ve erkeklerinin her biri kurban edilebilir.

7. Bu yaşların hesabında miladi ve hicri yıldan hangisi ölçü alınacaktır?
7. İbadetlerde hicri ( kameri ) yıl ölçü alınır.

8. 6 ayını doldurmuş keçi veya koyun kesilebilir mi?
8. Koyun 6 ayını doldurmuş ve bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli ise kurban olur. Keçinin ise mutlaka bir yaşını doldurması gerekir.

9. Bu hayvanların dışında bir hayvan kurban edilebilir mi?
9. Bu hayvanların dışında hiçbir hayvanın kurban edilmesi sahih olmaz.

10. Kurban canlı olarak veya kurbanın bedeli fakire verilse kurban yerine geçer mi?
10. Hayır, kurban yerine geçmez. Sadece sadaka olur. Kurban ibadetinin yerine getirilmesi için mutlaka usulüne göre kesilmesi gerekir.

11. Kurbanın parası kadar bir fakire sadaka verilse kurban yerine geçer mi?
11. Sadece hayır yerine geçer sadaka vermiş olur. Bu şuna benzer “ ben Ramazan orucu yerine 30 gün başka bir zaman diyet yapsam olur mu?

12. Bu hayvanları kaç kişi kurban edebilir?
12. Bir koyun veya bir keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve deveyi ise bir kişiden yedi kişiye kadar kimse kurban edebilir.

13. Bu kurbanlıklara ortak olanların sayısının tek veya çift olması gerekir mi?
13. Hayır, gerekmez. Bir sığırı, mandayı veya deveyi 1 kişi de kesebilir, 2 kişide, 3 kişide,4 kişide, 5 kişide ,6 kişide , 7 kişide kesebilir.
14. Bir deve, sığır ve mandaya ortak olanlar başka ne gibi şartlara uymalıdırlar?
14. Ortaklardan hiç birinin hissesi asgari hisse 1 / 7 nin altında olmamalıdır. Ortaklardan her birinde Allah’a bir ibadet niyeti bulunmalıdır. Etleri tartı ile bölüşmelidirler.

15. Bu kurbanlıklara ortak olanlar vacip kurban dışında bir  başka kurban niyeti ile de kurbana ortak olabilirler mi?
15. Evet. Yönleri değişikte olsa, Allah’a ibadet niyeti bulunduktan sonra olur. Mesela, ortaklardan birisi doğan çocuğu için sünnet olan akika kurbanı için, bir diğeri vacip olan adak kurbanı için girebilir. Yeter ki Allah’a ibadet niyeti olsun

16. Bir kimse kendi malından alıp, sevabını ölen bir yakınına bağışlamak üzere bayram günlerinde kestiği kurbanın etinden yiyebilir mi?
16. Evet. Yiyebilir ve başkalarına da yedirebilir.
17. Bir deve, sığır ve mandaya ortak olanlar etleri nasıl bölüşmelidirler?
17. Tartı ile ölçerek hisselerini alırlar. Göz kararı ve götürü suretiyle ayıramazlar.1

18. Bir kimsenin karısının nisap miktarı malı, parası yoksa, dinen zengin kocasının karısı için de kurban kesmesi gerekir mi?
18. Kadının nisap miktarı malı yoksa ona kurban kesmek gerekmez. Bu durumun tersinde, yani kadının da kocası için kurban kesmesi gerekmez.
19. Bir evde bir kurban kesilmesi yeterli olur mu?
19. Evdekilerin her birinin mali durumuna bakılır. Dinen zengin olan ve şartları tutanlar ayrı ayrı kurban kesecektir. Diğerleri ise kesmeyecektir.

20. Aynı ailede bir sene erkek için diğer sene kadın için kurban kesilebilir mi?
20. Hayır. Yukarıda söylediğimiz gibi kimin şartları tutuyorsa onlar keseceklerdir. Erkek zenginse erkek, kadın zenginse kadın, her ikisi de zenginse her ikisi de keseceklerdir.

21. Seferi olan kimse kurban kesebilir mi?
21. Yükümlü olmamakla beraber, dilerse nafile olarak kesebilir.

22. Kurbanın sahih olması için hangi engel kusurlar bulunmamalıdır?
22. Kurban bir ibadet olduğundan, kurbanlık hayvanların kusursuz olması gerekir. Bu engelleri şöyle özetleyebiliriz: İki veya bir gözünün kör olması, çok zayıf ve yürüyemeyecek derece topal olması, kulağının veya kuyruğunun 1/3 nün kopmuş olması, burnunu kesik olması, boynuzlarının birinin veya ikisinin kökünden kırılmış olması vb. kusurlardır.

23. Doğuştan boynuzsuz, veya boynuzu biraz kırık, dişlerinin birazı dökülmüş veya burulmuş hayvan kurban edilebilir mi?
23. Evet edilebilir.

24. Kurbanı kimler keser?
24. Kurbanı Müslüman olan her erkek veya kadın kesebilir. Kendisi kesebildiği gibi vekâleten bir Müslüman’a da kestirebilir. Ehl-i kitap olanların usulüne uygun kestikleri de helal olmakla beraber, bir ibadet olduğu için Müslüman’ın kesmesi daha uygundur.

25. Kurban nasıl kesilmelidir?
25. Kurbanlık hayvan incitilmeden ve eziyet edilmeden kıbleye yatırılır. Gözler bağlanır. Biliniyorsa kurban duaları okunur, bilinmiyorsa tekbir getirilir, büyük ve keskin bir bıçakla “ Bismillahi  Allahu Ekber “ denilerek kurban kesilir. Nefes borusu, yemek borusu ve iki şah damardan kesilir. Kanı tamamen akıtılır ve canının çıktığından emin olunduktan sonra yüzülür. Daha sonra isterse müstehab olarak 2 rekât namaz kılınır.

26. Kurban etleri nasıl taksim edilir?
26. En uygun olanı kurban etini üçe taksim ederek, birini kurban kesemeyen yoksullara, birini akraba, dost ve komşulara, birini de kendine ve ailesine ayırmaktır.

27. Teşrik tekbirleri nedir? Ne zaman getirilecektir?
27. Teşrik tekbirlerini söylemek vaciptir. Arefe günü sabah namazından sonra Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazı dâhil olmak üzere 23 vakit namazının farzlarının ardından söylenir.

28. Hz. Peygamber (a.s.) nasıl kurban keserdi?
28. Her kurban bayramında biri kendisi için diğeri de ümmetinden kurban kesemeyecekler için olmak üzere iki adet boynuzlu koç keserdi.

29. Kurbanlarımızı vekâleten hayır kurumlarına kestirebilir miyiz?
29. Evet. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile vekâleten kurban kesme hizmeti vermektedir. Bilgi isteyenler müftülüğümüze müracaat edebilir. Bu kurbanların etleri fakirlere dağıtılacaktır. Ayrıca Mehmetçik Vakfı ve Kızılay da vekâleten kurban kesme hizmeti vermektedir.
Bütün  vatandaşlarımızın Kurban Bayramı hayırlı ve mübarek olsun.  Daha nice bayramlara huzurlu bir şekilde birlik-beraberlik içersinde kavuşmayı nasip etsin. İdrak edeceğimiz Kurban Bayramının Yüce Milletimize, İslam Toplumuna ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini yüce yaratıcıdan niyaz ediyorum.

 

 

İlk yorum yazan siz olun